Sağlığa Evet Derneği, bu ay içinde Meclis’e geleceği belirtilen yeni tütün yasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunmak ve yeni nesil ürünlerin oluşturduğu tehditlere dikkat çekmek amacıyla İstanbul’da basın toplantısı düzenledi.
Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı şunları söyledi: “Ülkemizin birçok soruna çözüm aradığı günlerdeyiz. Sağlık ve çocuklarımız her şeyden daha önemli. İkisinin de tehdit altında olduğunu gördüğümüz için acilen basın kuruluşlarından destek istemeye karar verdik. 1987 yılından beri tütün ve nikotin endüstrisine karşı mücadele veren bir çocuk solunum hastalıkları hekimiyim. Turgut Özal’ın vergi gelirini arttırmak için Amerikan sigara firmasının fabrika açma yetkisini verdiğinde, sivil toplum olarak çok tepki göstermiştik. Keza, kazanan yabancı firma; kaybeden Türk tütünü köylüsü ve kanser olan halkımız oldu. Kapitülasyonlar geri geldi. Son günlerde ne oldu? Gazetelerde, medyada yeni bir tütün kanunu maddeleriyle yer aldı. Adı geçen mevzuat her mecrada farklı şekilde sunuldu. Ancak hiçbir kamu otoritesi tarafından onaylanmadı. Gerçek nedir? Tütün kanunlarımız yeterlidir. Yenisi değil, olanın uygulanması gereklidir. İkinci bir Özal vakası ile bu sefer çocuklarımızın nikotin ürünleri ile heba edilmesini istemiyoruz.”
Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek, DSÖ’nün MPOWER politikasını değerlendirdi: “Dünya Sağlık Örgütü, Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nin kabulünden beş yıl sonra, 2008 yılında tütün kullanımını ve önleme politikalarını izleme; insanları tütün dumanından koruma; tütün kullanımını bırakmaya yardım sunma; tütünün tehlikeleri konusunda uyarı; tütün reklamı, tanıtımı ve sponsorluğuna yasak getirme ve tütün üzerinden vergi arttırma bileşenlerinden oluşan MPOWER politikasını uygulamayı ülkelere önermiştir. Türkiye ise 2008’de Ulusal Tütün Kontrol Programı’nı oluşturmuş ve 2013’te dünyada altı bileşenin tamamını uygulayan ilk ve tek ülke konumuna gelmiştir. Ancak zaman içerisinde Türkiye’de tütün tüketim kullanım oranları yükselmeye başlamıştır. Bu araştırma, MPOWER politika paketinin yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü’nün son yıllarda vurguladığı sağlıkta sosyal belirleyiciler kriterleri ile ülkelerin idari yapılarının kapasite ve demokratik tutumlarının tütün kontrolüyle ilişkisini araştırmayı ve daha etkili tütün kontrolü için MPOWER politika müdahalesinin genişletilmesi gereken yönlerini öngörmeyi amaçlamaktadır. Araştırma bulguları, MPOWER’ın etkisinin gecikmeli olduğunu ve bu politikanın toplum düzeyinde olumlu etkisinin zaman içerisinde alabileceğine işaret etmektedir. Bu nedenle ülkelerin başarılı tütün kontrol politikasını geliştirmeleri için yalnızca MPOWER’a odaklanmamaları; aksine aynı zamanda demokratik yönetim, ekonomik eşitlik ve cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikaları da gündemlerine almaları ve entegre etmeleri gereklidir. Ülkelerdeki yüksek işsizlik, gelir eşitsizliği, cinsiyet eşitsizliği ve zayıf demokratik/sivil haklar ortamı hem tütün kullanımını arttırmakta hem de zaman içerisinde azalmayı engellemektedir.”
Sağlığa Evet Derneği Üyesi Efza Evrengil ise şu çarpıcı açıklamalarda bulundu: “Yakında Meclis’e geleceği söylenen kanun tasarısı çok sayıda gazete ve TV kanalında haber konusu oldu. Aslında, resmi veya siyasi makamlar tarafından herhangi bir teyit veya yalanlama olmadı ama haberlerde iki politikanın ön plana çıktığını gördük: 2040’ta tüm tütün ürünlerinin üretim ve ticaretinin yasaklanması ve 1 Ocak 2015 doğumlulardan başlamak üzere nesle dayalı sigara satış yasağı. Finlandiya, Yeni Zelanda, İskoçya, İsveç, Kanada, Malezya, Bangladeş, Danimarka, Vatikan, Hollanda, Avustralya, Fransa ve Britanya sonlandırma hedefi açıklayan ülkeler. Kapsamlı bir plan dahilinde, hedef seçilen tarihte, tüketimi %5’in altına düşürmeyi hedefliyorlar. Dikkat, üretim ve ticaret yasağı yok, %5’in altında sönümlendirme var.
Sonlandırma stratejisi gütmek için aslında kanundan çok, plana ihtiyaç var. Plan ve uygulamasına. Daha açık ifade etmek gerekirse, yeni tütün ve nikotin ürünlerinin üretiminin, iç ve dış ticaretinin, dağıtım ve satışının spesifik olarak yasaklanması gerekiyor. Uzmanlar tütün salgınıyla mücadele için salgına neden olan yapısal, siyasi ve sosyal dinamiklerin değiştirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Başka türlü olmuyor sonlandırma. İşte bu değişimleri planlamadan, gündeme getirilen 2040 yasağı da, dumansız nesil de, abesle iştigal, bir istek listesi, belki başka bir politikanın paravanı olarak karşımızda duruyor.”